• Bugün     • Toplam Ziyaret: 24609   • Sitede 4 Ziyaretçi Var    E-Kart Gönder  S-Anket  E-Mail  Yazdır  Sayfa Öner  Yönetim 





Hayata ezilenlerin safında müdahale etmek, kavgaya katılmak “devrimci sanat”ın ilk şartı ve şimdi elinizde, “devrimci sanat”ın çok güzel bir örneği var.

Devrimci sanat, elbette, çok yönlüdür, pek çok anlama ve işleve sahiptir. Herşeyden önce, devrimci şiirin hammaddesi dil ile başlamak gerekir bu konudaki bir çözümlemeye. Richard Rorty, şöyle diyor dile ilişkin: “Dil, bağımsız bir nesneyi ifade eden bir ayna işlevi görmez ve ancak, amacımıza ulaşmanın bir aracı olarak görülürse daha iyi anlaşılabilir. Dil, bulmaktan ziyade, yapar.” Ne var ki, elbette, “sozcüklerin çaresiz kaldığı” durumlar da vardır hayatta. Işte o anlarda, “sözün sanatı” şiir girer devreye ve kelimelerin anlatamadığını “sözün müziği” ile şair anlatır. Bireyin ve toplumun, kendi başına, kolayca çözemediği, tanımlayamadığı, ifade edemediği ve çözümünü hemen bulamadığı “insanlık durumu”nu, çoğu kez, sanat anlatır. Bazen bilim bile çaresiz ya da yetersiz kalır bu bakımdan ve insanlığın imdadına sanat yetişir. “Insanlık durumu”nun anlatılabilmesinin temel aracı da dil olduğundan, edebiyatın ve dolayısıyla şiirin özel bir konumu vardır bu konuda.
Şiirde de, sözcükler, sadece ezilenin çığlığı olmaz bu durumda, kurşun da olur, özgürlük olur, kurtuluş olur. Şiirler, günümüze uzanan türküler gibidirler bir bakıma; toplu belleği, toplu acı, mutluluk ve umutları taşırlar kuşaklar boyu. Onlar, aynı zamanda, türküler gibi, zalime kurbanın yanıtıdırlar da. Devrimci şiir, kalıcı sanatın öteki dalları gibi, tarihin, toplumsal belleğin, hayatın, mutlaka ezilenler cephesini, bu temel boyutu, ezilenlerin gerçeğini de içerdiğinin kanıtıdır, bu gerçekliğin ileriki kuşaklara iletilmesinin aracıdır.


Haluk Gerger
Ankara, 28 Şubat, 2008.


Şiir ise bu alanlar içinde ayrı bir önem ifade ediyor. Özellikle Anadolu topraklarında. Toplumun ve bireyin söyleyemediğini onun adına söyleyen, görmekten uzak olduğu noktayı gösteren önemli bir üretim şekli. Yalnızca Halk Edebiyatı değil Divan edebiyatında da örneklerine bolca rastladığımız sorumlu sanat ürünlerinden şiir, kiminin kellesini almış, kimini de diri diri yaktırmıştır. Şiir Anadolu da doğrudan anlatım yolunun riskini, estetikle daha yumuşatmış ama daha kalıcı ve zehir zemberek hale getirmiştir.

Şimdi elimizde Sorumlu Sanat’a örnek güzel bir çalışma var. Emek verilmiş, alın teri dökülmüş bir antoloji. Anadolu’nun dünde ve bu günde başkaldıran tarafıdır şiir. Dize dize, harf harf, satır satır, nefes nefese yazılmış şiirler ve tabii bitmeyen Anadolu Pınarları, ozanlarımız... Şimdi sorumluluk sırası bizlerde. Sahip çıkacağız; aynı heyecanla ve aynı inançla. Ortak aklın ve emeğin gerektirdiği gibi. Gösterin kendinizi ve bu tarihe tanıklık eden emek serüvenine ortak olun isterim. Emeği geçen herkesi selamlıyor ve alkışlıyorum.
Sevgi ve Selamlarımla

Ekrem Ataer
Temmuz 2008 İstanbul





ocak da kitapçılarda











[ Bu Sayfa 861 Kez Görüntülendi ]